Deniz Gizem Yeşiltaş Çok İddaalı Geliyor.
Ben Deniz Gizem Yeşiltaş. 2018’de İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümüne tam burslu olarak başladım ve mezun oldum. Mezun olduktan sonra İzmir’e taşındım ve bir rehabilitasyon merkezinde çalışmaya başladım. Aynı zamanda kendimi geliştirmek için eğitimler almaya devam ettim. Bilişsel davranışçı terapi, şema terapi, oyun terapisi, mindfulness ve çocuk testleri gibi alanlarda eğitimler aldım. Daha sonra İstanbul’a dönüp bir hastanede çalışmaya başladım. Ama tam o sırada çıkan bir yönetmelikle yüksek lisans yapmayan psikologların sağlık kuruluşlarında çalışamayacağı açıklandı. Ben de tam o sürece denk geldim. Açıkçası biraz şanssız bir zamandı ama benim için aynı zamanda bir dönüm noktası oldu. Beklemek yerine yüksek lisansa başladım. Şu an Esenyurt Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyorum. Sonraki hedefim ise yurt dışında doktora yapmak.
Psikoloji benim için öğrendikçe hayatımı da değiştiren bir alan.
Ne kadar öğrensem, hem kendimi hem de insanların davranışlarını daha farklı bir yerden görmeye başlıyorum. Aynı şeylere artık aynı gözle bakamıyorum.
İnsanları yargılamadan dinleyebilmek, söylediklerinin arkasını fark edebilmek… Bu süreç benim gerçekten hoşuma gidiyor.
Aslında okulu da bu yüzden seviyorum. Çünkü her yeni bilgi, bakış açımı biraz daha değiştiriyor. O yüzden devam etmek, daha derine inmek istiyorum. Doktora hedefim de tam olarak buradan geliyor.
Danışanlarımla birlikte çıktığımız süreçte değişimi ve dönüşümü görmek, benim için çok özel bir duygu. Çünkü şunu biliyorum: Herkesin yargılanmadan dinlenebileceği, kendini güvenle ifade edebileceği alanlar her zaman olmuyor. Psikolojinin sunduğu o alan, aslında birçok insan için ulaşılması zor bir şey. Ve çoğu insan, kendisi olmak için bir adım atmak istese bile duruyor. Çünkü dışarıdan gelen ses çok güçlü. Yargılanma ihtimali, geri çekilmek için yeterli oluyor. Belki de bu yüzden, kendi hayatımda bunu biraz daha farklı yaşamaya çalışıyorum. Şu an yaptığım şey çok basit: Kimseye zarar vermeden, canımın istediği gibi kendim olmaya çalışmak. Ve bunun aslında bir özgürlük olduğunu fark etmek. Ben de hâlâ öğreniyorum.
Kendi değerlerime göre yaşamayı, başkalarının ne düşünebileceğini bilsem bile geri adım atmamayı…
Sosyal medya da bu sürecin bir parçası. Elbette izleyen, yorumlayan, belki anlamayan insanlar vardır. “Bu ne paylaşıyor ya” diyen bir sürü kişi olacaktır. Ama buna rağmen devam edebilmek, benim için daha anlamlı.
Çünkü sonunda mesele şu:
Başarılı olup olmamak değil, kendin olarak kalabilmek. Ve ben, en çok bunu önemsiyorum.